MAGNETOTERAPİ

Magnetoterapi,dogal ve hassas bir tedavi sekli olan manyetik alan etkilesimine dayanan noninvazif yani girisimsel olmayan fiziksel bir tedavi metodudur. Pulsatif (nabızlı)magnetik alan vücut dokularini uygun bir sekilde etkileyerek hücre zarlarinin geçirgenligini arttirir. Bu doğal metod aynı anda bir çok hastaligin tedavisinde basarili bir şekilde kullanılmaktadır. Tedavide oldukça geniş bir uygulama alanı olması, kolay uygulanabilirliği, doğal bir metod olusu ve yan etkisi olmaması, magnetoterapiyi oldukça önemli kılmaktadır.

Yer kabuğunun doğal bir magnetizmasi vardır. Bu magnetik etkileşim hücre zarlarında madde alışverişlerini mümkün kılar. Böylece bir fabrika gibi çalışan hücrenin, atik maddeleri ve toksinleri bünyesinden uzaklaştırarak su, besin maddeleri, oksijen ve gerekli mineralleri alarak işlevinin uygun bir seyirde ve canlılık içinde sürdürmesi mümkün olmaktadır.

İlk defa uzaya astronotlar gönderildiği dönemde, uzay koşullarında manyetik alan "sıfır" olduğu için bu hücre zar transferleri de gerçekleşemeyeceği için hayatla bağdaşmayan bu sorunu çözümlemek amacıyla suni manyetik alan veren bu sistem üretilmiştir.

Teknolojiyle birlikte şehir hayati, insanların toprakla temasını azalttığı gibi elektromanyetik kirlilik ortamı da bu doğal manyetik alanla olan temasları sekteye uğratmıştır .

Bu durum göz önüne alınarak 200.000 insan üzerinde bu suni manyetik alan ile ilgili çalışmalar insan vücuduna ihtiyacı olan bu doğal manyetik alan tatbik edildiğinde bağışıklık sistemlerinin kuvvetlendiği, enerji dengelerinin normal ve doğal sınırında tutulduğu tespit edilmiş ve 1998 de modern tip hizmetine sunulmuştur.

Çağdaş klinik çalışmalar tedavide, magnetoterapinin pulsatif (nabızlı) yani ritmik dalgalanımlar halinde manyetik alan oluşturan şeklinin kullanımı gerekliliğini de ortaya çıkarmıstır.Yer kabuğunun statik magnetizmasindan daha da etkin olan pulsatif magnetik alan, hücre zar hareket periodisitesi ile daha uygun bir etkileşim oluşturmaktadir. Bu pulsatif (nabizli) magnetik alan tedavisi, insan organizmasinda moleküler, hücresel ve sistemler (sindirim sistemi, sinir sistemi gibi..) seviyesinde karmasik biofiziksel işlemlerin olusmasini harekete geçirir.

Laboratuar deneyleri ve klinik deneyimler pulsatif magnetik alanin vücutta su etki ve mekanizmalara neden oldugu sonuçlarini ortaya koymustur: Vazodilatasyon(damarlari genisleterek kan akiskanliginin düzenlenmesi), agri kesici aktivite, anti inflamatuar (iltihap kurutucu) aktivite, spazmolitik (spazm çözücü) aktivite, iyileşme hizlandirici  hücre yenilenmesi etkisiyle aktivite, anti ödem (ödem çözücü) aktivite, hormonal ve enzimatik süreçleri düzenleyici etki, hücre membraninda (zarlarinda) metabolik transferler ve hücre zarinin fonksiyonlarinin aktivasyonu, hücrelerin solunumlarinin aktivasyonu (oksijen girisi, karbondioksit çikisi)... Herhangi bir hastalik, nitelik ve lokalizasyonu ne olursa olsun bölgesel veya genel olarak enerji eksikliginden sonra meydana gelmektedir. Ve mevcut hastalik, enerji durumunun iyilestirilmesi veya normal düzeye getirilmesi halinde ortadan kalkmaktadir. Bu, pasif kalan vücudu geçici yöntemlerle manipule etmek degil, aksine kendisine yardimci olabilmesi için yapilan gerçek bir yardimdir. Böylece vücudun kendisine ait iyilestirme gücüne bütünüyle yeniden etkinlesme olanagi verilmektedir.

Sağlıklı bir vücut, enerjisinin serbestçe akmasina (meridyen sistemi boyunca) izin verir. Meridyenler üzerinde enerji düşüklüğü veya yüksekliği (imbalance) yapan hücresel hasarın, beyine gönderdiği sinyallerle karakterize hastalık veya hastalık öncesi tabloda, söz konusu sinir ve damar aginda bölgesel dejenerasyon (yapısal harabiyet) hakimdir.

Magnetoterapi, bu yapısal harabiyeti durdurarak, yapısal iyileşme (regenerasyon) sürecini başlatmaktadır. Bunu bölgedeki akışkanlığı(kan akimi ve sinir ileti sistemi) arttırarak, hücrelerin oksijen, besin maddeleri, vitamin ve element alim kapasitesini arttırarak, magnetik etkiden dolayı lokal isi artışına bağlı bölgesel kanlanmayı arttırarak, vücudun bağışıklık (savunma) sistemini uyararak ve bölgesel enerji dengesizliğini normal sınırlar içerisine çekip, enerji dengesini yeniden yaratmak suretiyle sağlamaktadır. Bu enerji dengesi sağlandığı takdirde de mevcut hastalık veya hastalık öncesi aşamada mevcut olan olumsuz tablo tedavi edilmektedir. Bu süreç sağlanırken en önemli göstergelerden biri olan "ağrı" bulgusu ortadan kalkmaktadır. Bu da geçici rahatlamaya yönelik ağrı kesicilerle sağlanan sahte iyilik halinin çok ötesinde gerçek bir iyileşmeye paralel iyilik halinin sağlanmasına olanak verir.



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam15
Toplam Ziyaret152061